Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi hikaye anlatıcılığının sınıfta öğrenme üzerinde şaşırtıcı faydaları bulunuyor. Bu kez bu faydaları biraz daha ileri götürmek ve hikaye anlatıcılığının İngilizce öğrenen çocuklara nasıl ilham verdiğini anlatmak istiyorum sizlere.

Bu konudaki motivasyonum Çin’deki uluslararası bir okulda yaşadığım öğretmenlik deneyimime dayanıyor. Bu okuldaki öğrencilerin yüzde 97′si İngilizceyi ikinci bir dil olarak öğreniyorlardı. Benim ders verdiğim 3. sınıf öğrencileri arasında hiç İngilizce bilmeyen dört öğrenci ve çoğunlukla sadece temel İngilizce bilgisi olan öğrenciler vardı. Açıkçası hem bir öğretmen hem de bir hikaye anlatıcısı olarak bu çocuklara ders verme konusunda çok zorlanacağımdan endişe ediyordum.

Hikayenin Gücü

Sonunda endişelerimi bir kenara bıraktım ve daha önceki yazımda tarif ettiğim şekilde hikâyeler anlatmaya başladım. Ancak, bu sınıf için tarzımda bazı değişiklikler yapmam gerekiyordu. İşte İngilizceyi ikinci bir dil olarak öğrenenlerin olduğu bir sınıfta yaptıklarım:

  • Daha yavaş konuştum ve sesime daha fazla dramatik vurgu verdim.
  • Daha fazla fiziksel hareket ve ses kullandım. Böylece evrensel olarak bilinen beden hareketleri (koşmak, uyumak vs.) ile İngilizce kelimeler arasında daha kolay bağ kurmalarına yardımcı oldum.
  • Dinleyicilerden sürekli anahtar kelimeleri ve hareketleri tekrarlamalarını istedim.
  • Fiziğe dayalı mizahı daha fazla kulandım. Dil bariyerlerini kırma konusunda gülmek oldukça önemli bir araçtır.

Birkaç ay sonra öğretmenlik kariyerimin en büyük sürprizleriyle karşılaşmaya başladım. Önce, dil öğrenmenin dinleme fazında olan Alman bir öğrencim birden bire kendi masallarını yazmaya başladı ve onları sınıfta anlatmak istediğini söyledi. Sınıfın ilk hikâye anlatıcısı öğrencisi olmuştu. Hemen ardından başka bir öğrenci, anlatılan hikâyelerde oyuncu olmaktan mutluluk duyduğunu ama İngilizce konuşma konusunda her zaman kaygı yaşadığını söyledi. Bu kez o kendi yazdığı kısa ama neşeli ve hayat dolu hikâyelerini anlatmaya başladı. Kısa bir zaman sonra bazı Koreli öğrenciler de hikâyelerini paylaşmaya, toplum önünde yanlış yapma konusundaki endişelerini ve utangaçlıklarını üzerlerinden atmaya başladılar.

Bir ay içinde hikâyeler anlatmak isteyen öğrencilerden oluşan koca bir liste vardı elimde. Ve bu, yılın sonuna hatta dönemin en son gününe kadar böyle devam etti. Anadilleri dışında bir dilde hikaye anlatıcılığı yapan bu öğrenciler, derslerinde giderek daha fazla gelişme göstermeye başladılar. Hikayeler yazmak ve anlatmak ise her zaman en sevdikleri aktivite olarak kalmaya devam etti. Sonunda yaz tatili geldi. Bütün yaz boyunca hikâye anlatıcılığının İngilizce konuşmaya ve iletişim kurmaya ilham verme konusunda nasıl bu kadar güçlü olabildiği üzerine uzun uzun düşündüm. İşte vardığım sonuçlar:

  1. Hikayeler, hangi dilde olursa olsun, insan olma deneyiminin doğal bir parçasıdır. Hikaye anlatıcılığı ise okuma yazma oranları ne olursa olsun, tüm dünya kültürleri arasındaki ortak ve yaygın bir eylemdir.
  2. Çocuklar doğal bir şekilde hayal dünyasında yaşarlar. Hikayeler onlar için dili ve duyguları ifade etmek konusunda doğal bir yoldur.
  3. Bir başlangıç, gelişme ve sonuçtan oluşan hikâyeler, insanda başarı duygusu yaratan bir yapıya sahiptir.
  4. Akranlarınız hikâyenizi beğenirse, bu özgüveninizde büyük bir artış etkisi yaratır.
  5. Arkadaşlarınızı kendi yazdığınız hikâyelerde, çeşitli kostümler içinde ve renkli malzemeler kullanarak oyunculuk yaparken görmek müthiş bir eğlencedir. Eğlence en iyi motivasyondur.
  6. Hikâye anlatıcılığı, karmaşık ve teknik kelime bilgisi gerektirmez. Sessiz filmleri ve karikatürleri düşünün. Sofistike bir hikâye bile az sayıda kelime ile anlaşılabilir.
  7. Bu aşamada öğrencilerin telaffuzları, gramer kullanımları ve yazıları konusunda endişe etmem. O sırada bu alanlara odaklanmak, motivasyonu düşürür ve yaratıcılığı öldürür. Risk alma ve hata yapma konusunda özgürlük olmalıdır.

Dil Öğrenme Konusundaki Bariyerlerin Ötesine Geçmek

İngilizce ile ilk kez karşılaşan öğrencilerin iyi birer hikâye anlatıcısı olabilmeleri için onlara yardımcı olabilirsiniz. İşte benim kullandığım bazı yöntemler:

  1. Utangaç öğrencilere destek olmaya ve bir kelimeye takılıp kaldıklarında onlara yardım etmeye hazırım. Çünkü İngilizce bir hikâye anlatmak için ayağa kalkan her öğrenci, inanılmaz bir atılımda bulunur ve kendini aşar.
  2. Sınıfımı ters bir geniş U şeklinde düzenlerim. Böylece ortada bir sahne alanı yaratılmış olur. Herkes birbirini görür, açık ve diyaloglarla ilerleyen tartışmalar yapabilirler. Bana çoğunlukla şu soru sorulur: “Masaları gruplamadan nasıl grup çalışması yapıyorsunuz?” Cevap çok basit: Öğrenciler sandalyelerini kendileri taşır ya da istedikleri yere otururlar.
  3. Öğrencilerin çoğu kendi hikâyelerini yazar, ancak bazıları birlikte çalışır. Bu, yaratıcılık konusunda özgüven geliştirmek için harika bir yoldur.
  4. Öğrencilerin çoğu okuduklarından ilham alırlar. Bu yüzden sınıfta çok çeşitli kitapların olduğu bir kitap köşesinin olması çok önemlidir. Bu yıl, iki Alman öğrenci İngilizce bir hikâye anlatmak için birlikte çalıştılar ve hikâyeyi Almanca bir kitaptan birlikte çevirdiler.
  5. Katıldığım workshoplardan, başka hikâye anlatıcılarından aldığım ya da kendi uydurduğum dille ilgili oyunlar oynatırım. Bu oyunlar, konuşmanın (ve gülmenin) dil öğrenmenin ön planında yer almasını sağlar.

En ideali durum, öğrencilerin taleplerinden yorgun düştüğünüz durumdur. Coşkuyu yönetme konusunda problem yaşamak belki de bir öğretmenin yaşayabileceği en iyi problemdir. Dönemin son haftasında öğrencilerim yeni öğretmenlerinin onların birer hikâye anlatıcısı olmalarına izin vermemesinden endişe ediyorlardı. Herkese nasıl bir hikaye anlatıcısı olabileceklerini anlatabilirim, ancak hiçbir öğretmenin bunu denemesini sağlayamam. Siz deneyen bir öğretmen olun, öğrencilerini hayal kırıklığına uğratan değil. Bu arada ben yeni sınıfımla her şeye yeniden başlamak için sabırsızlanıyorum!

 

Kaynak: http://www.egitimpedia.com/egitim-2/hikaye-anlaticiligi-ingilizce-ogrenen-cocuklara-nasil-ilham-verir

Yazar Hakkında

İkinci Dört, merkezine ortaokul eğitimini alarak eğitim dünyamız için içerik oluşturma ve var olan içeriği daha da geliştirip zenginleştirme amacında olan bir fikir platformudur. Bu amaçla sizler de geleceğin eğitim dünyasına katkı sağlamak isterseniz yazılarınızı info@ikincidort.com adresine gönderebilirsiniz.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.